Araçları ufaltarak ve aero-verimliliği arttırarak geçişleri ve lastik kullanımını kolaylaştırmayı hedefleyen F1, daha 2025 sezonu bitmeden yeni kurallarla ilgili takımlardan ve uzmanlardan uyarı almış olsa da bunlara dikkat etmeyerek şimdiden karmaşa yaratmayı başardı.
Yeni motorlar ile beraber ortaya çıkan enerji sorunları, takımları özellikle yarış başlangıçları konusunda oldukça zorlayacak gibi duruyor. Araçların kalkış yapmadan önce ulaşması gereken devir miktarının çok yüksek olması ve o devirde geçirmeleri gereken sürenin de uzamasıyla beraber takımlar panik içinde çözüm arayışına girdi.

Sakhir pistindeki testlerde gözlerden kaçmayan en çarpıcı detaylardan biri bu oldu, pilotların kalkış yapmak için motor devrini yükseltmeye başladıkları andan harekete geçtikleri ana kadar bazen 10 saniye geçirmeleri gerekiyor. Bu durum özellikle sezonun ilk yarışlarında tam bir kaos yaratabilir, bolca kaza ve bolca güvenlik zafiyeti ile karşılaşmamıza sebep olabilir. Bunu sadece ben veya uzmanlar söylemiyor, doğrudan takım patronları ve pilotların ağzından duyabiliyoruz.
Kuralların estenilmesi bir ihtiyaca dönüşmüş durumda, yoksa ilk yarışlarda çok fazla teknik sorun ve aniden gerilere düşen araçlar görmemiz kaçınılmaz.

Bir başka büyük sorun da yavaş virajlarda bataryanın şarj edilmesi adına neredeyse hiç elektrik gücü kullanamayan sürücülerin bu tasarrufa rağmen tam dolu bataryalarını düzlüğün sonuna kadar bile kullanamaması, düzlükte tıkanan ve gücü biten araç manzaları görmemize sebep olmasıydı.
Tasarruf adına virajlarda adeta F2 aracına dönüşen yeni nesil makineler, bu yetmezmiş gibi son hızda düzlüğün sonunu bile göremeyince şikayetler üst üste geldi.

Çoğu pilotun açıklamalarından da anladığımız üzere araçlar hantal, yavaş ve dengesiz. Saf sürüş hızından çok iyi bir enerji yönetimi bekleyen bu yeni çağ, pilotları birer teknisyene çevirecek gibi duruyor.
Alonso'nun ''bir şef bile bu araçları sürebilir'' şeklindeki açıklaması bunun en net ve acımasız örneği olarak göze çarpmış durumda.

Her ne kadar F1'in planladığı gibi araçlar artık daha küçük ve daha hafif de olsa, rayda giden trenler gibi gözükmüyor da olsa, dengeli bir çözümden ziyade dengesiz ve dalgalı bir denizde savrulmaya müsait araç çözümleri bulunmuş gibi gözüküyor. Kuralların açıklanmasından günümüze kadar takımlarla F1 yönetimi arasında yeterince ortak nokta bulunamaması ve anlaşmazlıklar yaşanması bu sorunlara sebep olmuş gibi duruyor.

F1'in kendi getirdiği yeni kuralları pratikte yeterince çalışmadığı gerçeği testlerle beraber ortaya çıkmış oldu diyebiliriz.

Her şeye rağmen, takımlar perşembe ve cuma günleri uzun sürüş programlarına yoğunlaştıkça sezon öncesine dair belirsizliklerin kısmen azaldığını söylemek mümkün. Bütün belirsizlikler ve saçmalıklara rağmen takımların farklı çözümler üretme çabası ve değişik aerodinamik yaklaşımlar bulması ise testlere dair bir miktar heyecan getirdi.

Şimdi gelin tarafsız bir şekilde 2025 ve 2026 kuralları arasında ne gibi farklar var, neler değişti bir bakalım. Sonra takım takım incelemeye başlayacağız.

2025 vs 2026

Her sporda olduğu gibi F1’de de belli aralıklarla kurallar revize edilir ve değiştirilir. Motorsporlarında bolca gördüğümüz bu durum genelde araçları birbirine yaklaştırmayı ve teknolojik gelişimler yapmayı hedefler. F1’in bu işin zirvesi olduğu bir gerçek. Uzun yıllar boyunca getirdiği yeniliklerle yol araçlarına dahi yön vermiş bu spor şu an bildiğiniz çoğu araç teknolojisinin ilk denendiği veya popülerleştiği yer konumunda.

2026 sezonu büyük kural değişikleriyle beraber geldi. 2014’ten beri ilk defa motor kuralları, 2022’den beri de ilk defa aerodinamik yapı değişti. 2026 sezonu ile beraber uzun yıllardır gördüğümüz en büyük dönüşüme şahit oluyor, belki de uzun süreler devam edecek öncü bir dönemin ilk adımlarını görüyoruz.

Yeni sezon, yeni araçlar, büyük bir değişim. F1 yönetimi, takımlar ve pilotlar da dahil olmak üzere hepimizin aklında bolca soru var.
Size maddeler halinde yeni çağın neleri değiştirdiğini anlatıyorum. Hadi başlayalım. Genel Bakış
Araçlar gözle görülür biçimde değişmiş durumda. Araç boyutları, ağırlık, motor ve lastikler artık farklı, hatta yeni güvenlik ışıklarımız bile var.
Her şeyden önce arabalar geçtiğimiz çağa göre daha ufak ve çevik, lastikler daha dar, motor gücü ise yarı yarıya elektrik gücüne geçmiş durumda. Aynı zamanda 2011’den beri kullanılan DRS yerine artık aktif-aero var. Yani hem ön hem arka kanat açılıyor, bükülüyor. Bir de bu yeni makineler 30 kg daha hafif.

Araç Boyutu

2026 kuralları yeni araçları 20 cm daha kısa, 10 cm daha dar ve 30 kg daha hafif yaptı. Kısalan teker mesafesi ile araçlar daha masum ve virajlarda daha duyarlı bir hale geldi. Lastikler de artık daha küçük. Lastik boyutu hala 18 inç olsa da artık biraz daha darlar ve sürüklenme ile ağırlığı azaltmayı hedefliyorlar.

Bu yeni hafif ve küçük araçlar ayrıca önceki çağın mirası bazı yaklaşımları da geride bıraktı. 2022’den beri gördüğümüz lastik üstündeki kanatçıklar gitti, arka kanattaki ‘’beam wing’’ ise ihtiyaç dışı kaldı.
Arka kanat ve ön kanat bu küçülme ile beraber oldukça değişmiş durumda. Özellikle ön kanat, tabanın artık arka planda kalmasıyla aerodinamik yapının en önemli parçası oldu. Kanat kenarlarındaki yeni yapı sürüklenme konusunda yardım ederken aracın kalan kısmına yönlendirilecek havanın da daha derli toplu olmasını sağladı. Ön kanat artık araçların aero yapısı için anahtar konumda. Bu sayede takımlar farklı çözümler deneyebiliyor ve bu alanda daha çok çalışabiliyor.

Aerodinamik Değişimler

Göze çarpan en önemli değişiklik aktif-aero oldu. Girişte de bahsettiğim gibi artık takımlar araçlarının hem ön kanat hem de arka kanat açılarını değiştirebiliyor, bunu herhangi bir kısıtlama olmadan kullanabiliyor. Virajlarda maksimum yere tutunma ve grip adına kanatlarını kapatan araçlar, düzlüklerde kanat açılarını öndeki araca olan mesafesinden bağımsız şekilde açabiliyor, her tur kullanabiliyor.
Bununla beraber takımlar en yakın rakibinden bağımsız bir şekilde düzlük hızı kazanıp tekerlek tekerleğe mücadelede daha çok avantaj kazanıyor.

Boost Tuşu

Araçlar artık iki farklı enerji moduna sahip. F1’in yeni getirdiği ‘’boost mode’’ sürücülere bataryaları doluyken hybrid güç ünitelerinden maksimum güç veriyor, pilotlar bunu pistin herhangi bir noktasında atak veya savunma yapmak için kullanabiliyor. Ama bu konuda stratejik düşünmeleri gerekli, ne zaman bataryayı kullanıp ne zaman şarj edeceklerini iyi hesaplamalı, yoksa her an gafil avlanabilirler. ‘’Overtake mode’’ ise aynı eski drs gibi pilot öndeki araca 1sn mesafedeyken direksiyonda gözüküyor, ekstra elektrik gücü vererek düzlükte araçların inanılmaz hızlara ulaşmasını sağlıyor.

Taban

Önceki çağın en büyük değişimi yer etkisine uygun tabanlardı. 2026 ile beraber bu da değişti. Yer etkisi çağında araçların altında bulunan tüneller onları zemine yapıştırırken artık bu görevi bol açıklıklı düz tabanlar ve diffüzör üstleniyor. Bu değişim daha az yere basma gücü ve daha yüksek sürüş boyutu getirirken yer etkisi çağında bolca gördüğümüz ‘’yunuslamayı’’ da ortadan kaldırıyor. Yani rake açısı geri geldi, taban tünelleri ve yunuslama gitti.

Güç Ünitesi

Yeni araçlardaki en büyük değişim güç ünitesi oldu. F1 hala 1.6 L V6 turbo-hybrid motorlar kullanıyor ama güç dengesi oldukça değişti. 2026’da içten yanmalı motorun güç çıkışı elektrik gücünün artmasıyla beraber oldukça düştü. Yeni motor ünitesi artık gücünü içten yanmalı motor ile elektrik gücü arasında yarı yarıya bölüyor. Bu elektrik gücünü destekleyen ‘’enerji geri kazanımı sistemi’’ yani ‘’ers’’ geçen yıla göre frenleme ve gaz kesmelerde tur başına iki kat fazla enerji üretiyor. Ayrıca yeni güç üniteleri basitleşti, ısı geri kazanımı sistemi olan MGU-H kaldırıldı. Bu eski ve karmaşık sistemin gitmesi ağırlığın azalmasını sağladı. İçten yanmalı motor ise büyük bir değişime uğradı, F1 2026 ile beraber tarihinde ilk defa gelişmiş yenilenebilir yakıt kullanmaya başlayacak. Bu sistem F2 ve F3’de denendi. F1’in gelecek planları artık sürdürülebilir yakıtlar ve sistemler üzerine kurulmuş durumda.

Güvenlik

F1 her zaman güvenliği arttırmayı hedefler ve bu konuda da sürekli yeni kurallar getirir. 2026 araçları da önceki yıla göre artık daha güvenli. Kokpitin çevresinde bulunan ‘’survival cell’’ yapısı artık daha sert testlere tabi tutuluyor. Takla barı ise %23 güçlendirilmiş durumda. Ön taraftaki çarpışma yapısının tasarımı da değişti. Artık iki parçalı bir yapı var, yani araçlar ön kısmını çarptığında burun tek parça halinde değil, iki parça halinde kopacak, bu da peş peşe yaşanan çarpışmalarda güvenliği arttıracak ve burundaki yükü azaltacak. Aynalarda ise yeni ışıklarımız var, araçlar durduğunda ya da çok yavaşladığında arka ışıklarla beraber bunlar da yanacak ve araçları daha görünür hale getirecek. Arka ışıklar ise enerji kullanımına göre renk değiştirecek ve gride bilgi sağlayacak.

Sıra geldi takımlara, ilk dörtlümüzden uzun uzun bahsettikten sonra geride kalmasını beklediğimiz 7 takımı da size birer paragrafla anlatacağım.

Mercedes

Mercedes, daha testler bile başlamadan yeni dönemin favorisi olarak gösteriliyordu. 2014'te başlayan turbo-hybrid çağını en iyi şekilde değerlendiren markanın onlar olduğu düşünülünce bu durum kaçınılmazdı. Geçen sezondan beri padoktaki söylentiler de ‘’Mercedes motor işini çözdü, herkesten öndeler’’ şeklindeydi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, senelerdir padoktaki söylentilerin bir şekilde tutarlı olduğunu sıkça gördük.

Mercedes de bizi şaşırtmadı, İspanya’da yapılan Shakedown testlerinde rahatça tam yarış simülasyonu yapabilmeleri adeta diğer takımlara sunulan bir gövde gösterisiydi, Bahreyn testlerinde de tempolarının iddialı olduğunu gördük. Kendileriyle beraber 4 takıma motor vermeleri onların elini en çok güçlendiren etken olurken, hem onların hem de müşteri takımlarının bolca tur atabilmesi Mercedes’e tonla veri kazandırdı. Diğer üreticilere göre daha rahat analiz yapıp motorlarını daha kolay anlayabildiklerini söyleyebiliriz.

Mercedes cephesindeki en büyük hikaye güç ünitesinin sıkıştırma oranı oldu. Daha testler başlamadan Mercedes güç ünitesinin 18:1 sıkıştırma oranına ulaştığı ortaya çıktı. Bu durum Red-Bull ve Ferrari’nin hemen dikkatini çekti ve diğer tüm üreticileri rahatsız etti. Aslında Mercedes akıllıca bir kural açığı bulmuş, hem ortam sıcaklığındaki ölçümleri karşılayabilen hem de pist üstünde teorik olarak oranı yükseltebilen bir sistem geliştirmişti. Tabi ki itirazlar gecikmedi, Mercedes hariç tüm üreticiler kuralın değişmesi gerektiği konusunda hemfikir oldu ve FIA konuya el attı. Ağustostan itibaren yeni kural yürürlüğe girecek ve Mercedes bu açıktan yararlanamayacak. Bu onlara ne kadar tempo kaybettirir bilmiyorum ama önümüzde uzun bir süre olduğu için endişelendiklerini düşünmüyorum.

Takım patronu Wolff ve pilotlar performansları konusunda çekimser yaklaşıyor, Red-Bull motorunun oldukça önde olduğunu söylüyorlar. Bu durum tabi ki çok normal, uzun yıllardır testlerde kimse açıkça performansı hakkında bahsetmez ve rakip olarak gördükleri takımın önde olduğunu söyler yani okları karşı tarafa çevirir. Çok sık karşılaştığımız bir durum olduğundan bu açıklamalara kimse çok aldırış etmedi.

Motorun verdiği güven bir yana, aeroverimlilik açısından da araç oldukça iyi gözüküyor. Aston veya Ferrari gibi bazı ekstrem denemeleri olmasa da genel konsept ufak eklemelerle yeterli olacak gibi. Ön kanat bağlantı çözümleri ve difüzörü beslemek için tabanın arka kısmında açtıkları boşluklar göze çarpan detaylar oldu.

Uzun süreli kazanma alışkanlıkları, sistemli çalışmaları, sezon ilerledikçe akıllıca çözümler bulabilmeleri ve en önemlisi turbo-hybrid çağına inanılmaz başlamış olmaları önümüze çıkan verilerle de birleşince Mercedes’in kesinlikle üst sıralarda mücadele edeceğini görebiliyoruz.

Senelerdir şampiyon olmak için hazırlanan Russel ve artık üstünden çaylak tozunu atmış Antonelli ile griddeki en dikkat çekici pilot ikililerinden birine sahip olan Gümüş Oklar şimdiden oldukça iddialı..

Ferrari

Dikkat çeken diğer bir takım da Ferrari oldu. Her sene oluşturdukları ‘’o sene bu sene mi ?’’ sorusunu yine yaratan kırmızılar bu sefer daha odaklı ve planlı gözüküyor. Her yeni sezona büyük umutlarla başlayan Ferrari, yıllardır ilk yarışlardan sonra tempo kaybediyor, basit hatalar yaparak ve verimsiz güncellemeler getirerek rakiplerinin gerisinde kalıyordu. Son 15 yıldır kural değişiklerine de adapte olmakta zorlanan Scuderia, 7 kez dünya şampiyonu Hamilton’ın takıma gelmesi, yeni sezon hazırlığında takıma bolca yardım etmesi, teknik kadro değişiklikleri ve Leclerc’in de 2025 sonunda net bir sınır çizmesiyle beraber daha verimli bir planlama yapmış ve gözünü kupaya dikmiş durumda.

Aynı Mercedes gibi onların da veri toplama konusunda avantajlı olduğu söylenebilir. Kendileri dışında iki takıma daha motor sağlayan Ferrari, bu takımların da bolca tur atabilmesiyle beraber çokça veri analiz edip motorlarını daha iyi anlayabildi. Aslında uzun yıllardır motor konusunda çok sorun yaşamıyorlar, dna’larında bulunan motor gücü önemseme huyuyla bir şekilde tutunuyorlardı. Yine testlerle beraber iyi sonuçlar elde etmiş gibi gözüküyorlar.

Diğer takımların aksine Ferrari pilotları ve takım patronu Vasseur, pozitif açıklamalar yapmaktan çekinmiyor. Tabi ki her şeyin Melbourne ile belli olacağını söyleseler de takım içinde uzun süredir görmediğimiz umutlu bir hava var. Özellikle Hamilton’ın olumlu söylemleri ve negatif söylemlerden kaçınması, galibiyet özlemi ile yanıp tutuştuğunu da göz önüne alınca işlerin iyiye gittiğine dair ipucu veriyor.
7 kez dünya şampiyonu iyi bir araçla neler yapabileceğini bize çoktan kanıtladı. Kural değişiklerine de kolay adapte olabilen Hamilton, her ne kadar son yıllarda biraz tempo kaybetmiş olsa da araçların tamamen değişmiş olması onun için yeni bir başlangıç ve olumlu bir gelişme.

Ferrari, aerodinamik açıdan radikal ve işe yarayan çözümler bulmuş gibi. Motor oldukça iyi paketlenmiş, sharkfin verimli kullanılmış ve uzun taban ile difüzör yeterince havayla beslenebiliyor. Difüzör önüne koydukları kanatçık benzeri yapı, radikal gözükse de verimliliği oldukça arttırmış durumda.
Bahreyn testlerinin 2. haftasında karşımıza çıkan ve herkese ‘’oha bu ne’’ dedirten 180 derece dönen arka kanat flap’i ise eşi benzeri görülmemiş bir inovasyon. Kurallar bunu yasaklamıyor, sadece açılıp kapanma süresinin 400ms sınırı var ve bu halledilmiş durumda.
Peki bu dikkat çekici deneme neye yarayacak, sadece havalı mı gözüküyor ?
Hayır. Bu yeni flap, açıkken sürtünme açısından oldukça verimli bir çözüm getiriyor, arka kanadın içinden geçen havayı hem daha temiz yönlendiriyor hem de sürtünmeyi oldukça azaltıyor. Arka kanadın kapalı olduğu durum için de bir faydası var, Ferrari bu çözümle arka kanada montelenmiş uzun dik çubuktan da kurtulmuş oldu. Bu sayede arka kanada gelen hava akışı herhangi bir çıkıntıya denk gelmeden doğruca flap’e ulaşabiliyor, hava bölünmüyor ve daha doğrudan hareket edebiliyor.
Peki Ferrari bu kanadı sezon boyunca kullanacak mı ? Henüz bilmiyoruz. Sadece ilk denemelerini gördüğümüz bu ilginç konsept her ne kadar söylediğim faydaları sağlasa da sezon genelinde pistten piste mutlaka değişiklik gösterecektir. Takım verileri inceledikten sonra genel konseptine uygun olan çözümü seçecek, belki de bu inovasyondan vazgeçecektir.

Bir süredir en büyük sorunu lastik yönetimi olan Ferrari, özellikle yer etkisi çağında bu sorunla sıkça karşılaşmış ve seneler içinde tutarlı bir çözüm üretememişti. Her sene testlerden itibaren gözlemlediğimiz bu durumu 2026 testlerinde hiç görmedik. Belli ki Ferrari’nin yeni konsepti ve aero paketi uzun süreli lastik kullanımına uygun.

En tepede gözüken Mercedes-Ferrari ve Red Bull okları birbirine çevirmiş durumda, Mclaren ise çekimser duruyor. Red Bull’un tempo sakladığı söylentileri, Mercedes’in kural adaptasyon avantajı ve Ferrari’nin pozitif havası bir arada değerlendirilince, her ne kadar Ferrari son yıllarda kolayca hayal kırıklığı yaratabilen bir takım olsa bile onları üst sıralara yazmamızı mümkün kılıyor.

Senelerin getirdiği şampiyonluk açlığı ve inanılmaz pilot ikilisi, özellikle Hamilton’ın deneyimiyle bir
şeylere yön verebilmesi Scuderia Ferrari’yi aç ve hevesli gösteriyor. Özledik seni kırmızı..

Red Bull

Son senelerin en kaotik ve rockstar takımı boğalar, yine belirsizlikler içinde. Red Bull’un Ford ile kurduğu güç ünitesi ortaklığı, Ford’un uzun yıllardır sporun içinde olmaması ve Red Bull’un son yıllarda yaşadığı iç karışıklıklar nedeniyle tüm padoğa güvensiz hissettirmiş, basına yansıyan çatışmalar ve eski takım patronu Horner’ın aniden kovulması gibi etkenler Ricciardo’dan beri süregelen kronik 2. pilot sorunuyla da birleşince takım üstünde 2025’in başından beri olumsuz beklentiler oluşturmuştu.
Takım patronu değişikliğinin Red Bull’a iyi gelmesi ve yıldızları Verstappen’in şampiyonluğu kıl payı kaçırmasıyla beraber bu olumsuz hava bir nebze tazelenmiş olsa da, 2026 için yeterince umut aşılanamamıştı.

Red Bull Powertrains - Ford ortaklığıyla beraber artık kendi motorunu üreten takım, geçtiğimiz dönemde oldukça iyiydi. Turbo-hybrid çağında neredeyse her sezonu ilk üç içinde bitiren boğalar 2020-21 sezonlarıyla yükselişe geçmiş, 2022’de yer etkisi çağının başlamasıyla dönemi neredeyse domine etmişti. Ancak Mclaren’ın yükselişi ile beraber 2 senelik avantajını kaybedip gerçek bir rakiple mücadele etmek zorunda kalan Red Bull, sezonlar ilerledikçe aracı oldukça agresif tasarlıyor ve adeta Verstappen’e hizmet ediyor gibiydi. Önce şampiyonluk, sonra da F1’in en iyi tasarımcısı Adrian Newey gitti. 2019’dan günümüze kadar süren kronik ikinci pilot sorunu ise onlar için bir baş ağrısına dönüşmüş durumda. Grid’e uzun yıllardır en çok pilot kazandıran 2 takımlı Red Bull akademisinin ana takımına senelerdir doğru ikinci pilotu bulamaması ve bir sürü kariyer bitirmesi ise trajikomik bir senaryo gibi..

Peki Red Bull’un geçmişinden neden bu kadar bahsettim ?
Çünkü takım hem sezon öncesi dönemde hem de testlerde adeta bir kapalı kutuydu. Önceki sezon yaşadıkları iç drama da düşünülünce bahsetmemek olmazdı. Yeni çağa yepyeni bir üretici ile girmeleri de riskli bir karar gibi gözükse de ben bu değişimi pozitif buluyorum. Honda’nın turbo-hybrid çağına korkunç başlaması ve padoktaki dedikodular japon üreticiyle alakalı soru işaretlerini arttırmıştı. Testlerle birlikte yeterince hazır olmadıkları ortaya çıktı. Yani Red Bull ucundan paçayı kurtardı denebilir.

Barcelona’daki shakedown testinden itibaren takımın ve pilotların açıklamaları genel olarak olumluydu. Verstappen’in uzun sürüşlerden memnun olması, takım içindeki herkesin minimal açıklamaları, ikinci pilot Hadjar’ın sadece aracı anlamak için çabaladığını söylemesi ve RBPT kullanan iki takımın da bolca tur atabilmesi tutarlı ve pozitif bir izlenim verdi. Fakat Bahreyn testlerinde kendilerinden hiçbir şey öğrenemedik desek yeridir. Aerodinamik olarak bize pek de inovatif bir şey sunmayan boğalar, odağını güç ünitesine kaydırmış gibi gözüküyor. Verstappen’in basın toplantıları ve röportajlardaki negatif söylemleri dikkat çekse de bu sert cümlelerin takım performansı ile ilgili değil, 2026 araçlarının genel yapısıyla ilgili olduğunu söylemek önemli. 4 kez dünya şampiyonu hollandalı takımdan ve uzun sürüşlerden memnun. Saf yarışma sevdalısı pilotun derdi yeni güç ünitesiyle..
Araçların steroidli birer Formula E aracına döndüğünü söylemesi ve bolca şikayet etmesi onun güvensiz hissettiği gibi bir izlenim bırakmış olsa da F1’in her çağına ve her türlü yarış arabasına uyum sağlaması, onun her koşulda maksimumu alabilen bir pilot olduğunu çoktan kanıtladı. Kaba tabirle tam bir ‘’havlar ama ısırmaz’’ durumu olduğu söylenebilir.
Yarış startları konusunda yavaş bir görüntü çizen RBPT-Ford güç ünitesinin durumu ise onu pek ilgilendirmemiş gibi gözüküyor. Testlerin son günündeki basın toplantısında start sorunlarıyla ilgili ‘’isteyen pit yolundan başlayabilir’’ şeklinde açıklamalar yapması bu yarışma delisi adamın her şeye rağmen saf hızını ortaya koyacağını gösteriyor. Son birkaç sezondur takım arkadaşlarının zorlanmasına aldırış etmeden sürekli tepeye oynaması, Red Bull aracının ilk dört içinde olmasının onun için yeterli olacağını kanıtlar nitelikte.
Boğalar takım olarak testlerde bize pek bir şey sunmasa da diğer takımların onlarla ilgili açıklamaları ve geçtiğimiz dönemin en yeteneklisi Verstappen’in varlığı onları bir tehdit haline getiriyor.

Son yıllarda yaşadıkları ciddi krizlere rağmen 2025 sezonunu ikinci yarısında yakalayan ve her zaman cesur denemelere açık olan Red Bull, kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir takım. Geçen sezonun en iyi çaylaklarından biri olan Hadjar’ı terfi etmeleri, araçların tamamen yenilenmesiyle beraber ona da güzel bir başlangıç vaadediyor.

Her ne kadar kendilerinden duyamamış olsak da Mercedes ve Ferrari’nin söylediği gibi güç ünitesi konusunda öndelerse Verstappen için yeni bir şampiyonluk savaşı kaçınılmaz olacaktır. Tüm grid dikkat etmeli.

McLaren

Son iki yılın takımlar şampiyonu Papayalar yeni sezonun bir diğer kapalı kutusu konumunda. Turbo- hybrid çağına Honda motoruyla başlayan Mclaren, seneler ilerledikçe önce Renault sonra da Mercedes motoruna geçmiş, hızlı pilot ikilisi ve mantıklı bir planlamayla 2024 ve 2025 sezonlarında şampiyon olmayı başarmıştı. 2024’ün ortalarından itibaren RB-Verstappen dominasyonuna son verebileceğini gösteren takım, 2025 yılında iki kupayı birden kazanarak 10 yıllık dipten zirveye yükselişlerini taçlandırdı. Geçtiğimiz sezonun başlarından itibaren güncelleme getirmeyi bırakıp 2026’ya odaklanmaları ve Mercedes güç ünitesinin şimdiden güven vermesi onları geçen seneden beri bu yeni çağ için ilk sıralara yazdırıyordu. Fakat testlerle beraber bu izlenim değişti.

Takımın Barcelona testlerine geç gelmesine rağmen Mclaren pilot ikilisi sürüşten memnundu. Piastri uzun sürüşleri iyi geçirdiğini söylerken Norris de şampiyon pilot görüntüsü çizmiş, pozitif açıklamalar yapmıştı. Mclaren da aynı rakipleri Red Bull gibi aerodinamik açıdan bir inovasyon ya da radikal denemeler göstermese de güç ünitesi konusunda rahattı. Geçtiğimiz iki sezonda gösterdikleri üst düzey performans ve 2026’ya erken odaklanmaları ile beraber en büyük silahları belli ki Mercedes motoruydu.

Bahreyn testleriyle beraber takım bu olumlu havadan biraz uzaklaşmış durumda. Hem takım içinden gelen ‘’ilk dört içindeyiz ama arkada kalacağız’’ tarzı açıklamalar hem de rakiplerinin onlar hakkında neredeyse hiç konuşmaması Mclaren’ı belirsiz bir konuma sürükledi.
Her ne kadar araçların tamamen değişmesi kimin nerede olacağı konusunda her şeyi belirsiz kılsa da, bir önceki sezonu domine eden ve uzun süredir yükseliş trendinde olan bir takımı arka sıralara yazmak pek mantıklı değil. Kendi söylemleri de göz önüne alınınca Mclaren’ın ilk dört içinde olması ve galibiyet/ podyum savaşları vermesi çok olağan gözüküyor. Bu spordaki köklü tarihleri ve bolca yatırım bulabilmeleri onları her zaman dikkat çekici bir konumda tutuyor.

Mclaren’ın senelerdir testlere geç gelmesi ya da testlerde sorunlar yaşaması alışkın olduğumuz bir durum. Özellikle yer etkisi çağında her sezona aksaklıklarla başlayan papayalar, sezon içinde mantıklı güncellemeler getirerek sürekli rakiplerini yakalamayı başardı. Ellerindeki pilot ikilisi de çok güçlü, belki de gridin en iyisi. 2025 sezonunda hem Norris hem de Piastri dönem dönem parlamış ve şampiyonluk için kıyasıya rekabet etmişti. Mercedes güç ünitesi kullanmaları da onlar için yeni çağda güvenli bir liman. Bunlar göz önüne alınınca Mclaren için endişe etmek yerine sabırlı olmamız gerektiğini, onları şimdilik en başa koyamasam da sezon ilerledikçe öne yaklaşacaklarını ve rekabete ortak olacaklarını düşünüyorum.

2 yıllık şampiyonluk serisi yakalayan Mclaren’ın bu seriyi devam ettirmek isteyeceği bir gerçek. Artık dünya şampiyonu olan Norris ise daha olgun bir pilot. Her ne kadar ‘’ne olursa olsun’’ F1’de olmaktan memnun olduğunu söylese de yeni aldığı 1 numarayı korumak isteyeceği kesin. Geçen sezon şampiyonluğu son çeyrekte kaçıran Piastri ise aç bir kurt konumunda. Hepsi bir arada değerlendirilince Mercedes motorlu güncel şampiyon Mclaren, belki de en dikkat edilmesi gereken takım. Yine de bu yeni çağda neler yapabilecekleri hala büyük bir soru işareti.

Diğer Takımlar

Son yılların üst düzey takımları Mercedes-Ferrari-Red Bull ve Mclaren yine ilk dörtte olacağının sinyallerini çoktan verdi. Uzun süredir ‘’top takımlar ve diğerleri’’ trendine alışkın olan F1’de yeni çağ için de benzer bir görüntü var. Gelin bu dörtlüden sonra geride kalmasını beklediğimiz yedi takıma ve bu iki kümeli grid yapısına bir göz atalım.

Takımlara geçmeden önce bahsetmek istediğim bir konu var.
F1 yıllardır bütçe sorunları ile beraber gridi adeta ikiye bölmüş durumda. On yıllardır gördüğümüz bu manzara bize her sezon iki kümeli bir yapı sunuyor, ön tarafta galibiyet savaşı veren 3 veya 4 takım izletirken geri kalanları ise birkaç puan almak için birbiriyle savaşan ‘’backmarkers’’ olarak bize gösteriyordu. Her ne kadar artık bütçe sınırlaması olsa da bu durum pek değişmiş değil.

Testlerle beraber görmüş olduk ki grid yine iki parça halinde. Ön tarafların abonesi 4 takım ile geri kalanlar arasında yarış temposu konusunda tur başına 1 belki 1.5 saniyelik bir fark var. Artık alıştık, laf etmeyeceğim. Yine de F1 yönetimi sözünü tutamadı desek yanlış olmaz.
Buna rağmen ilk 4 takımın kendi içinde birbirine çok yakın olacağı, kalan 7 takımın da bazı istisnalar hariç yine kendi içinde birbirine çok yakın olacağı gözler önüne serildi. Gelecekte bu iki kümeli yapı değişir mi bilinmez ama en azından grid yıllar geçtikçe birbirine yaklaşıyor.
Şimdi gelin beraber gerideki yedilimize kısaca bir göz gezdirelim.

Alpine

Alpine testlerin en dikkat çeken ‘’arka kısım’’ takımlarından biriydi, yıllardır kendi güç ünitesini üreten Renault miraslı bu takım 2026 ile beraber Mercedes güç ünitesine geçti. Flavio etkisiyle tüm planlamayı baştan yapan Alpine, aracı oldukça minimal ve iyi paketlemiş gibi gözüküyor. Arka kanat yapısında değişik bir yaklaşım sunan Fransızlar, gözünü önce dördüncü beşinci, uzun vadede de ön tarafa dikmiş durumda.

Racing Bulls

Red Bull’un kardeş takımı olan VCARB, onlarla beraber RBPT-Ford güç ünitesi kullanmaya başladı. Aynı ana takım gibi bolca tur atabilen kardeş boğa, testlerde tutarlı ve hızlı bir görüntü çizdi. Motor üstündeki ‘’air hole’’un diğer araçlara göre oldukça büyük olması onların en farklı aerodinamik yapısı olarak dikkat çekti. Testlerde bolca tur atabilen Racing Bulls, Red Bull desteğiyle beraber beşincilik için mücadele edebilir, tutarlı sonuçlar elde edebilir gibi gözüküyor. Sezon ilerledikçe göreceğiz.

Formula 1 takımlarının 2024 sezonu için ödeyeceği katılım ücretleri ne kadar? Belli oldu
Formula 1 takımlarının 2024 sezonu için ödeyeceği katılım ücretleri ne kadar? Belli oldu
İçeriği Görüntüle

Haas

Gridin mütevazi takımı olan Haas, geçtiğimiz yıllarda Ferrari ile olan ortaklığını arttırdı ve kendilerine bolca fayda sağladı. Toyota’nın yarış ekibi olan Gazoo Racing’in de desteğini alan takım hem kendilerine yatırım buldu hem de hızlı bir motora sahip. Testlerde radikal aero denemelerden kaçınıp motora odaklanan ve sorunsuzca bolca tur atan Amerikan takımı, VCARB ve Alpine ile beraber beşincilik savaşı verecek gibi duruyor.

Aston Martin

Testlerle beraber önce büyük beklentiler oluşturan sonra da hayal kırıklığı yaratan Aston, beklediği performansı bulamamış durumda. F1’in en önemli tasarımcısı Adrian Newey’in takıma gelmesi ve yeni araçta radikal aero yaklaşımlar denemesi herkesi heyecanlandırsa da, Honda güç ünitesi kullanan İngilizler motordan istediğini elde edemedi ve bolca sorun yaşadı. Sezon ortasına doğru performansı toparlanacak olsa da 2026’nın ilk kısmında oldukça zorlanacak ve en gerilerde mücadele edecek gibi bir görüntü çizen takım herkesi meraklandırmış ve dikkatleri kötü bir yerden üzerine çekmiş durumda.

Williams

Barcelona testini kaçıran Williams, herkesi endişelendirmiş ve okları kendine çevirmişti. Fakat Bahreyn testlerinde bolca tur atabilen Mercedes güç ünitesine sahip takım, her ne kadar sezon başlar başlamaz puan potası için mücadele edemeyecek gibi gözükse de yarışlar ilerledikçe öne gelecek ve sorunlarını çözecek gibi duruyor. Birkaç yıldır yeniden yapılanmaya çalışan Williams, güçlü pilot ikilisiyle beraber yeni çağa ayak uydurmayı ve ön sıraları zorlamayı hedefliyor.

Audi

Sauber takımını satın alarak tarihinde ilk defa F1’e giren ve motorsporları geçmişi oldukça iyi olan Audi, gelişiyle herkesi heyecanlandırsa da test öncesi dönemde ve testlerde temkinli açıklamalar yapmış, beklenti yükseltmemişti. Şimdiden kendi motorunu da üreten Audi testlerde farklı yaklaşımlar denedi ve motora odaklandığı kadar aerodinamiye de odaklandı. 2022 Mercedes benzeri sidepod tercihleri radikal bulunsa da işe yarayan bir çözüm gibi duruyor. Şimdilik sadece kendilerine motor üreten Alman takımı, bolca tutarlı tur atmış ve sorunlardan uzak durmuştu. Nerede olacakları belirsiz olan Audi güçlü yönetim kadrosuyla umut veriyor ve sezonlar ilerledikçe öne yaklaşabileceğini savunuyor.

Cadillac

Gride 11’inci takım olarak dahil olan Amerikan üretici, sporun en yeni soluğu. Spora dahil olacakları sadece 12 ay önce netleşen Cadillac, bolca yatırım yapmış ve deneyimli bir pilot ikilisi seçmiş durumda. İlk sezonları için Ferrari motoru kullanan takım, testler boyunca çeşitli sorunlar yaşasa da aracı anlamaya çalıştı ve radikal denemelerden uzak durdu. Yeni çağda motorun ne kadar önemli olduğunu anlayan Amerikanlar şimdilik son sıralarda mücadele edecek gibi gözükse de planları uzun vaadeli. Hoşgeldin Cadillac.

Son

Evet artık 11 takım ve 22 araca sahibiz. Araçlar ve motorlar bolca değişime uğradı, her şey sıfırlandı. Ben bu yazıyı yazarken ilk sayfada söylendiğim bazı konulara el atan FIA, elektrik gücünü 350Kw’ye indirdi, start prosedürüne 5sn ek zaman vererek kaostan uzaklaşmaya çalıştı.

Ne olacağı bilinmeyen, herkesin çokça soru işaretine sahip olduğu bu yeni çağ, saf sürüşün önemini büyük ölçüde kaybetmesi ile beraber her ne kadar düzenli izleyiciyi biraz sinir edecek gibi dursa da yeni izleyiciyi bolca sorun, kaza ve dnf ile spora daha ilgili kılacak hatta sıfırdan izleyici bile çekecektir.

2026 yepyeni bir başlangıç. Sezonlar ilerledikçe araçlar hızlanacak ve takımlar FIA ile F1’in çözemediği sorunları çözecektir. Her yeni dönem böyle başlar, araçlar hantal gözükür, bol bol sorun yaşanır.
Yani çok söylensek de aslında her kural değişiminde maruz kaldığımız bu durum aslında normal.

Kimin ne konumda olacağı ilk yarışlarla netleşecek. Artık sadece Melbourne startını bekliyoruz. F1 seni çok özledik, araçlar dönsün biz de keyiflenelim.

ANALİZ: ZORBEY HAKTAN TOPÇU

Kaynak: Zorbey Haktan Topçu