BAŞ AHLAKSIZ!"

Dursun Özbek: "Dünkü olaylar, yapılan ahlaksızlıklar tüm spor kamuoyu gözünde cereyan etti. Bu olaylara sebep olan baş ahlaksız ve yancıları, ona çanak tutan kamu görevlileri hakkında gerekli suç duyurularını yaptık."

Dursun Özbek: "Ali Koç'un şımarıkları artarak devam ediyor, kimse de bu şahıstan hesap sormuyor."

Dursun Özbek: "Ali Koç maç sonrası polis eşliğinde trafik durdurularak, polis eşliğinde stada kaldı. Güvenlik görevlileri şehir eşkıyasının korumalığını yapmıştır. Bu söylediklerim tek tek kameralarda var."

"ALİ KOÇ'TAN HESAP SORACAĞIM"

Dursun Özbek: "Ali Koç iyi dinle, bu yaptıklarının hesabını senden tek tek soracağım!"

"PROJE OLDUĞUNU GÖRECEKLER"

Dursun Özbek: "Ali Koç senin tüm camiaları karşı karşıya getirmek için bir proje olduğunu Türkiye görecek! Son altı ayda yapılanları hatırlayın!"

Dursun Özbek: "Ali Koç bu yaptıklarını bana sökmez, bunu bil! Ben Galatasaray'ın başkanıyım!"

"ŞAMPİYON OLACAĞIZ"

Dursun Özbek: "İyilik kazanacak, Galatasaray şampiyon olacak!"

Dursun Özbek: "Galatasaray bu şampiyonluğu önceliğe almıştır, inşallah 24 olacak! Değerli bir şampiyonluk!"

Dursun Özbek: "Burada söylediklerimizin hepsi aklımızdan geçen, icat edilmiş şeyler değil. Hepsi kameralarda var. Daha önce yapılanların hepsi basında, videolarda var. Bir tarafta stadyumun koruması için 2400 tane devlet polisi buraya memur edilmiş. Teşekkür ediyoruz devletimize. Bu maç önemli bir maç, şampiyonluğu etkileyecek bir maç. Stadyumu korumakla görevli arkadaşlar, maç bittikten 1.5 saat sonra escort ediyorlar, stadyuma giriliyor, akreditasyon alanlarına giriliyor. Daha fazlasını söylemeye gerek yok. Herkes kamera kayıtlarına baksın. Orada her şey var. Dünkü olayla ilgili söylemek istediklerim bundan ibaret."
MERT HAKAN YANDAŞ TEPKİSİ

Dursun Özbek: "Yapabilecekleri tek şey bu. Ellerinden gelen bu. Gerek bahsettiğiniz oyuncu (Mert Hakan Yandaş), ismini söylemek istemiyorum. Isınmadan beri tek yapabilecekleri bu, kaos ve gerginlik yaratmak. Olayı futbolun dışına taşımak."

Dursun Özbek: "Polis görevlisi arkadaşlara sesleniyorum. Yahu siz bunları bilmiyor musunuz! Siz bunların farkında değil misiniz! Silahlı korumaların stadyum içinde ne işi var! Stadyum boşalmış herkes evine gitmiş. Orada sadece görevliler var. Görevlilere ne yaptıkları kameralarda yok mu! Çekilmedi mi!"

- Dursun Özbek: "Gözlerinizle gördünüz olanları. Bizim bir şey söylememize gerek bile yok aslında. Fakat, camiamızı temsilen duruşumuzu ifade etmek istiyoruz. Boş sahada yanına silahlı korumalar, 70-80 tane yancısı..."

- Erden Timur: "Devletin polis memurları var."

- Dursun Özbek: "Bu işin bir statüsü var. Burası Galatasaray'a ait bir yer. Belli bir süre TFF'nin yetkisi altında, takip eden insanları var federasyonun. Akreditasyon alanına giren kişiler bellidir. Ben dahi belli bir süre dahi akreditasyon alanına giremem. Bu TFF'nin görev süresi bitince orası Galatasaray'ın evidir. Sen geliyorsun, aynı haneye tecavüz eder gibi... Tek başına da gelemiyorsun. Silahlı korumalar, 80 kişi, stadyum boşalmış, seyirci boşalmış, sahte kabadayılık değil de nedir. Sahte kabadayılık değil de nedir. Niye yapıyorsun? Galatasaray gibi büyük bir camiada, daha önce söyledim, sen camiaları birbirine kırdırmak için bir proje yapıyorsun."

Dursun Özbek: "Polis görevlisi arkadaşlara sesleniyorum. Yahu siz bunları bilmiyor musunuz! Siz bunların farkında değil misiniz! Silahlı korumaların stadyum içinde ne işi var! Stadyum boşalmış herkes evine gitmiş. Orada sadece görevliler var. Görevlilere ne yaptıkları kameralarda yok mu! Çekilmedi mi!"

Dursun Özbek: "Bir tek amaç görüyorum. Maç bitmiştir, sonuç tescil edilmiştir. Ondan sonrası işte en tehlikeli kısmı orası. Türkiye'de 80 milyon kişi futbolla ilgilidir, yaşlısı genci çoluğu çocuğu. Herkes futbolla ilgilidir. Sen bunu yaptığın zaman insanları tahrik ettiğinin farkında değil misin? Sokakta Fenerbahçelisi Galatasaraylısı birbirini gördüğü zaman nasıl davranır? Biz bunları yaşamadık mı? Başka ülkelerde yaşanmadı mı?"

"YAZIKLAR OLSUN!"

Dursun Özbek: "Bir şeye çok yazık; Ali Koç önemli bir ailenin ferdi. İyi bir eğitim almış birisi. Ailesinin gücü belli. Bu gücün arkasında, böyle bir işe tevessül etmek, böyle bir işe girişmek, insanları birbirine düşürmek, bunun hesabını kim verebilir ya! Yarın böyle bir olay vuku bulduğu zaman, durumdan vazife çıkarmak isteyenler olmayacak mı? Bu gerginliği yaratıyorsun, sadece bu seviyede mi kalır! Bu durumdan vazife çıkarmak isteyenler olursa bunun hesabını kim verecek! Yazıklar olsun ya yazıklar olsun!"

Dursun Özbek: "Değerli basın, size düşen bir görev var. Gördüklerinizi, duyduklarınızı kamuoyuyla paylaşmanız lazım. Biz söylüyoruz ama belli bir seviyede, Galatasaray'ın etik değerleri çerçevesinde kalmak zorundayız. Daha yarış bitmedi. Bu kinin, nefretin bu hale dönüşmesi insanları birbirine kırdırmak seviyesine gelmesini tehlikeli buluyorum. Başka bir tehlike de bu işe destek veren, Ali Bey konvoyuyla stadyuma gelen polis escortuyla gelmiş. Maç bitmiş. Maç bitmiş! Orada stadyumu korumakla görevli arkadaşlar ortada yok. Kameralara bakın, orada duruyor. Niye duruyor, ne işi var orada? Orada ne işi var. Kamu onu ne diye görevlendirmiş!"

Dursun Özbek: "Türkiye'nin, özellikle bugünlerde ne bu gerginliğe ihtiyacı var ne bu günlerde bu kavgalara ihtiyacı var. Sükünete, birliğe en ihtiyaç duyduğumuz yerde böyle iki büyük camiayı birbirine düşürerek, kendisi ifade ediyor, biz de sen de seçime gireceksin diyor. Bir seçim için, bir seçimi kazanmak uğruna bu insanları birbirine düşürmek uygun mu?"

"HESABINI SORACAĞIZ"

Dursun Özbek: "Bunun hesabını tek tek soracağız. Bunun hesabını tek tek soracağız! Bunlar bana sökmez. Ben Galatasaray başkanıyım. Bunlar bana sökmez."

Dursun Özbek: "Ali Çelikkanat, stadyumdan sorumlu bir arkadaş. 7-8 kişi çocuğun üzerine yükleniyorlar. Yani böyle bir şey delikanlılıkta var mı? Spor yöneticiliğinde var mı?"

Dursun Özbek: "Olayları nereden nereye taşıyorlar nereden nereye? Kendisi federasyona gidip hakemleri tartaklayın demedi mi? İzmir grubuna şöyle böyle yapın demedi mi? AVM'lerde fotoğraf çekin demedi mi? Bu nasıl bir spor adamı!"

Dursun Özbek: "Ya sen neyine güveniyorsun, bu desteği gücü nereden alıyorsun da bu kadar.... Bu ifadeler ışığında hakemler yumruklanmadı mı? Bu ifadeler ışığında sahalarımızda istenmeyen olaylar olmadı mı? Niye kaşıyorsun? Bunu kimse  sadece futbolla izah edemez. Çünkü futbol camiaları ilgilendiren bir olay. Türkiye'deki 80 milyon kişi futbolla ilgili."

Dursun Özbek: "7-8 tane Fenerbahçeli, orada sahanın görevlisini, çimden bakımdan görevli arkadaşı hücum et onları döv."

"NE OLDU, NE KAZANDIN!"

Dursun Özbek: "Bu sahte, sokak kabadayılığı var ya öyle bir şeydir ki, öyle mecralara taşır ki ortamı, önüne geçilemez. Ben oradan, onun için bugün emniyet müdürüme, sayın valime, değerli savcılarıma, devletime sesleniyorum. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil. Demin ifade ettim, peşisıra son 6 aydaki olayları gözden geçirin. Sahaya çıkmamalar falan. Riyad'dan beri olan olayları izleyin. Hep bir provakasyon, hep bir şeyin peşinde. Tekrar ediyorum; bu gidiş, iyi bir gidiş değil. Buradan en son devletime sesleniyorum. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil. En önemlisi de nereden cesaret alıyor ya! Normal bir insan, vatandaşlar, buradaki kişiler cesaret edemez ya! Nasıl oluyor, boş bir sahaya giriyorsun, maç bitmiş, aradan 1.5 saat geçmiş, korumaları yanına alıyorsun, 70-80 adamı yanına alıyorsun, polis escortuyla geliyorsun, sahaya girip adam dövüyorsun. Ne oldu ne kazandın Ali Bey, ne oldu ne kazandın!"

Dursun Özbek: "Toplumu bölmeye, husumet tohumları ekmeye çalışmak memlekete ihanetten başka bir şeye değildir!"

Dursun Özbek: "Sporun birleştirici, sportif arkadaşlık ruhunu kaybetmeye çalışıyor. Onun için sözlerime bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, huzura birlikteliğe en çok ihtiyacımız olan dönemde bu yapılanlar çok iyi değerlendirilmeli."

Dursun Özbek: "Maç bittikten sonra hocamız basın toplantısına çıkacaktı, onun odasındaydım, ailem de oradaydı, çocuklarım torunlarım... Artık sahadan ayrılmak istedim. Yola çıktık. Haber geldi ki böyle böyle bir durum var. Dönüp gelene kadar, Ali Koç orayı terk etmişti."

"SİLAHLI ADAMLARLA STADYUM BASIYOR!"

Dursun Özbek: "Olayın üstüne yetişsem iyi miydi, gidince dönebildim o mu iyiydi... Tartışılır. Şöyle bir manzara düşünün, ben de oradayım, tabii bizim güvenlik görevlilerimizin bir kısmı futbol takımını koruduğu için otobüsle oradan ayrılmış. Biz ne yapmalıyız? Sahalardaki bu olayların önüne geçmek için ne yapmalıyız? Kimin aklına gelir ki, bir gün birileri böyle grup halinde gelecek, yanlarında silahlı adamlarla, korumalarla, stadyumu basacak. Yahu kimin aklına gelir! Sadece sahadaki güvenliği sağlamak için bazı arkadaşlar kalmış. 1-2 tane normal bizim gece güvenliği sağlayan kişiler var. Bundan sonra şöyle mi olması lazım, stadyumları korumak için bir koruma ordusu oluşturup silahlı, birileri basar diye, böyle mi düşünmek lazım."

Dursun Özbek: "Olayların boyutunu şöyle analiz edin; orada mı olsam iyiydi, orada olmamam mı iyiydi? Biz ne yapmaya çalışıyoruz yahu, biz ne yapmaya çalışıyoruz. Bizi seçen camialar, onu da beni de, biz spor yapalım, yeşil sahalarda yarışalım diye, bu işleri yönetelim diye seçiyorlar. Bizi bir gün silahlı adamlar burayı basar, onlara karşı koruma için seçmiyorlar."

Dursun Özbek: "Yazıklar olsun! Yazıklar olsun ki sen değerli bir ailenin çocuğusun. Yazıklar olsun sana!"

ERDEN TİMUR'UN SÖZLERİ

Erden Timur: "Buradaki temel nokta, trafik durdurularak, polis escortuyla gelmeyi tanımak lazım, yüzlerce araba durdurularak polisle içeri giriliyor. Ondan sonra orada emniyet görevlisi arkadaşlarımız var, memurlar emirle hareket ediyor. Bireysel olarak hiçbir şey yok ama emniyet görevlileri, normalde stadyumlar şöyledir. Güvenliğin amacı oyuncuları, hocaları onları korumak. Oyuncular gittikten sonra normal güvenlikten 1 kişi var, Okan Hoca orada olduğu için. Stadyumdaki diğer güvenlik de gidiyor. Polis oradaki en üst görevlisi olan,  spor şube müdür de dediği şey yöneticilerimize, biz şeyi sağlayacağız. Asıl güvenliği sağlama emniyetin. Aksine yer açılarak, görüntülerde var, hiçbir şey yapılmayarak, psikolojik davranış özetidir, telefonla konuşup arkasını dönerek. Kamerada var. Meydan bırakılmıştır. İlaveten, bizim arkadaşlarımız, emniyetteki görevliler tarafından tutulmuştur. Bir tarafın güvenliğini sağlıyorsunuz. Korumakla yükümlü olduğunuz kişileri değil silahlı adamlarla geleni koruyorsunuz. Buradaki olay, kamu güvenliği."

"SİLAHLI ADAM MI TUTMAK GEREKİYOR?"

Erden Timur: "Güvenlik neyse onu yapması lazım. Öyle olmayınca 100 tane silahlı adam mı tutmak gerekir. Böyle bir şey olsa, düşünün ki, öyle yapsaydık keşke demiyorum. Öyle yapılsa ne olacak, çatışma mı çıkacak. Arkadaşlar işler nereye gider? Kamu düzeni sağlaması gereken insanlar yol keserek, şey yaparak, eşlik ederek... Maalesef böyle olmuştur. Söylemek zorundayım. Görüntülerde mevcuttur."

Erden Timur: "Adalet olmadığında insanlar, camialarının gücüyle, ki çok büyük güce sahip camiayız, kaygılandırılarak, hatalar yaptırıldıkça, TFF eyyama göre karar verince böyle olur. Adaletin olmadığı yerde ot bitmez. Açıkça söyledim orada. Ali Koç onu söylüyor, Trabzon'la ilgili olmaması gereken bizim oyuncuların ceza alması... Trabzonspor o zaman, hatasını kabul edip en yüksek ceza verilsin bize demişti. Ben konuştuğu zaman. Bir camia hata yaptığını kabul ediyorsa, sen hala hatasını kabul etmiş insana 'Sen şöylesin' diyorsun. Maalesef bizim ülkede bu işe yarıyor. Düşmüşe ne kadar vurursan kahraman oluyorsun. Güçlüden de hep iki adım öte duruyorsun. Adam hatasını kabul etmişse bunların kesinlikle kabul etmemesi lazım dersin, bir cümleyi geçmedim, o da manipülasyon, kısa geçtim. Yerdeki insana o kadar vurulunca hukuk kuralından bahsettim. Ne yapalım, insanlar istemiyor diye hukukun dışına mı çıkalım. Biz de yapmış olsak bize de en çok ceza verilmesi gerekir dedim."

Erden Timur: "Bir toplum, hoyratlığa tamamen dünyevi endişelerle, çıkar endişeleriyle bu kadar müsaade ediyorsa sonucu buraya gelir. Daha da öteye gitmesin diye bunları yapmak lazım. Camiamız asmayı kesmeyi bekliyor, çok kolay kahraman olursunuz. Diğer tarafın yapmaya çalıştığı bu. İnsanlar birbirine düşmesin diyoruz. Herkes vicdani hesabını verecek. Bir tarafın tamamen kayrılması işi bu noktaya getirmiştir."

"DEVLET SENİ NİYE GÖNDERDİ?"

Dursun Özbek: "Bu beklenen, bu olması gereken husus. Bunu bir tarafa koyalım. Ben Galatasaray'a başkan adayı olduğumdan beri Dursun Özbek olarak ideali bu. Öyle olmasın diyemez kimse. Türkiye'de 6 aydan beri olanları inceleyin. Futbolun içinde şu vardır, çocukluğumda da vardı. Mithatpaşa Stadyumu'nda beraber seyrederdik, yarısı Fenerbahçeli yarısı Galatasaraylı idi. Mağlup olan takıma o gün yapılan tek hareket, bir tabut bulurlardı, yenilenin bayrağını koyar Taksim'e kadar taşırlardı. Karıncaezmez Şevki ne yapardı rahmetli, bir tek bayrak sallardı stadyumda. Bugün geldiğimiz duruma bakın, bugün adam silahlı korumalarla, 70-80 kişi alıyor, konvoy halinde geliyor, stadyum boşalmış, sadece güvenlik, birkaç yönetici arkadaş var. Stadyuma polisin escortunda hem de, en önemli kısım burası, burayı pas geçmeyin. Onlar bu hareketleri yapan, sorumlu arkadaş orada geziyor. Yahu arkadaş devlet seni oraya niye gönderdi?"

"7-8 KİŞİ YUMRUKLADI!"

Dursun Özbek: "7-8 kişi Ali Çelikkanat'ı yumruklarken orada hiç polis gördünüz mü? Hiç gördünüz mü? Bu işin bence analiz yapılmak isteniyorsa şöyle yapmak lazım; futbol bütün çoluk çocuk büyük küçük kız kadın herkesi ilgilendiren bir şey. Tribünlere bakın, tribünde artık böyle bir kompozisyon var. Herkes futbolla ilgili. Başka bir amacın varsa, proje dememin sebebi o, en kolay manipüle edilecek durum bu sportif camiaları birbirine düşürmek. Birbirimizle şakalaşırız, geçmişte de var, kendi ifadesinde dalga geçme gibi söylüyor. Futbol kurulduğundan beri var. Rakip takımlar nezaket çerçevesinde bu şekilde galibiyet sonrası şey yapabilir."

"SİLAHLI ADAMLARLA DARP EDİYOR"

Dursun Özbek: "Hem tenkit ediyor hem de silahlı adamlarla gelip darp ediyor. Bu insanın neresiyle nasıl konuşulur? Bu insanla nasıl konuşulur! Onun istediği tarz, biz Galatasaraylılar'ın tarzı değil, onun için buluşamıyoruz."

Dursun Özbek: "İyi ki orada değildim. Ne olacak benim de korumalarım var. Bunlar karşı karşıya gelecek. Al sana bir sürü olay."

Ergin Ataman: Hayalim Galatasaray’a başkan olmak! Ergin Ataman: Hayalim Galatasaray’a başkan olmak!

Dursun Özbek: "Kendisine sesleniyorum, ne muradın vardı? Seçime gidiyorsun, kahramanlık hikayesi diye anlatacaksın. Silahlı adamlarımla gittim, sahaya da çıktım mıktım diye anlatacak şimdi."

Dursun Özbek: "Şu kadarcık Türkiye'nin mutluluğunu, beraberliğini, huzurunu düşünen adam böyle bir şey yapar mı! Haberlerde geçiyorsunuz, adam giderken kurşunlamış bir yeri, yakalıyorlar falan. Birbirini darp eden iki kişiyi tutukluyorlar, bilmemne yapıyorlar. Biz suç duyurularını yaptık. Bakalım ne yapacaklar? Lütfen bunu izleyin."

Dursun Özbek: "TV'lerde her akşam bu tip programlar var. İki kişi kavga etti, birbirine silah çekti, yakalandı, göz altına alındı. Burada da aynısı oldu. Burada da aynısı oldu. Boş bir stadyumda, boş bir mekanda sahte kabadayılık kolay, kolay! Yanında da 4-5 silahlı koruman var. Kolay! Kimse yok orada. Kolay! Gelir orada kabadayılık yapar çıkar gidersin. Şu kadar yüreğin varsa, kabadayılık sıfatını kendine yakıştırıyorsan, mekanın sahibi oradayken gelip yapman lazım."

Dursun Özbek: "Söylediklerim yanlış anlaşılmasın; polis bizim polisimiz, bizim güvencemiz, huzurumuzun bekçileri. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben oradaki görevli arkadaşa sesleniyorum. Devlet sana maaş veriyor, oraya seni gönderiyor. Niye gönderiyor, niye gönderiyor, niye gönderiyor! 6222 diye bir yasa var. Bu yasa çerçevesinde biletsiz stadyuma girmeye yeltenen kişileri tek tek yakalıyorsunuz tek tek, karakola götürüp ifadesini alıyorsunuz. Peki maç bitmiş, orası artık Galatasaray'ın uhdesinde, evi haline gelmiş. Birileri geliyor, sizin evinizin kapısını kırıyor, içeri giriyor, haneye tecavüz ediyor, sen de ona eşlik ediyorsun, sen de oradasın. Kameralarda var. İnsan sormaz mı, 'Ya arkadaş ne işiniz var, maç dağıldı gitti, niye geldiniz, stadyumunuzun yolunu mu şaşırdınız' diye sormaz mı! Adamlar ellerini kollarını sallaya sallaya geliyor, orada kabadayılıklarını yapıyor, elini kolunu sallaya sallaya çıkıyor. Bunu nasıl izah edecek! Bunu kim bize nasıl izah edecek!"

"NİYE SAHAYA GİRMEK İSTİYOR?"

Dursun Özbek: "Maçın tansiyonunu, gerginliğini bilmeyen yok. Normalden fazla devletimiz güvenlik görevlisi göndermiştir. Sen bir spor polisiysen bu gerginliği biliyorsun. Maç bittikten sonra rakip takımın başkanı ve arkasındaki şüreka, stadyuma niye gelir, niye girmek ister? Maçı seyretmeye mi geldiler, neye geldiler? Polis mantığı şüphe hazzetmesi lazım. 'Yahu arkadaş niye geldiniz, maç bitti, herkes dağıldı, stadyum boşaldı, siz buraya niye geldiniz?' diye sormaz mı? Orada bizler de ayrılana kadar güvenliğin bazılarını tutuyoruz, onların müdahalesini niye engelliyorsun? Burası bizim evimiz. 'Maç bitti, sizin akreditasyon kartlarınız yok, akreditasyon kısmına giriyorsunuz' demez mi? Bizim için Ali Koç'un oraya gelmesinden gitmesinden ziyade, bu işi engelleyecek kişinin tutumu... Kamera kayıtlarına bakıyoruz orada... Polis mesleğini düşündüğünüz zaman çok önemli, gurur verici, çok yüksek seviyede yapılması gereken bir meslek. Adam bir de tek başına da gelmiyor, silahlı adamları var, 80 kişilik grubu var. Sormak aklına gelmedi mi, 'Ali Bey niye geldin buraya, maksadın ne' demez mi? Devlet seni oraya o stadyumdaki olayları engellemek için göndermiş. Yasal bir görevle gelmişsin. Kameraları inceleyin, bakın nasıl davranıyor."

"ALİ KOÇ GARANTİ Mİ ALDI?"

"PLANLI OLMAMASI İMKANSIZ"

Erden Timur: "Aslında her soru, yapılacak olanın bir aydınlatılmasıdır. Şöyle söyleyeyim; evet işte orada Eray Bey var, üç tane güvenlik var, herkes çıkmış. Polis var 200 tane, belki daha fazla, aşağı yukarı. Bu şu gibi, dükkanınıza gelip bir şey yapıyor, örneğin kamu düzenine aykırı bir şey yapılıyor, 10 tane de polis var, ya niye önlem almadın deniyor. Olayın sonralarında bir görüntü var, sizlerin çektiği, orada kadın polislerimiz var, onlar onları koruyor, bizim arkadaşlar öfkeli, ben de aman aman diye araya giriyorum. Polisle biz çatıştırılmaya çalışılıyoruz. Olay bu. Gelsin herkes yerine koysun, orada bulunan herkesin. İki şık var, devletin polisine ya el kaldıracaksın, çünkü onlar onları koruyor, 70-80 kişi var, polis var, polis 'Önlemi alacağız' diye söylüyor. İki tane şık var. Devletin polisiyle karşı karşıya geleceksin, böyle bir şey olabilir mi, bırakın Galatasaray'ı kimse için olamaz. Devletin polisi devleti temsil ediyor, hiçbir şekilde söz konusu olamaz. Ondan sonraki olay da oraya gitmesin o şey oluştu. Her zaman stadyumlardan 1-1.5 saat sonra kimse kalmaz. İşin doğası gereği bu. Gece evinize birisi giriyor, niye uyanık değilsiniz, abi gece uyunur. Önceden niye olmadı, o işin önlemi vardı, güvenlik vardı. Planlanana aşamada stadyumda polis kaldığı için onların önlem almasını beklersiniz. Bundan sonra 100 tane silahlı adam koyup, bu mu olsaydı. Başka çaresi varsa deyin çaresi şu deyin, tek çaresi devletin emniyeti sağlaması gereken, memur arkadaşlara bir şey demiyorum emir kulu, ama burada onların başında olan insanların, şunu da ilave edeyim kasıtı gösterrmek için, bir sürü olay oldu, tehdit, hakaret, darp, linç girişimi var. Bir kişi orada polis tutanak tutmadı. Polis görevlilerin amacı, bırakın engel olmayı, bizimkilere engel oldular, devletin polisinin görevi gördüğü şahit olduğu olayla ilgili tutanak tutmak, bu kanun. Kimse tutmadı. Böyle kasıtlı, planlı olmaması imkansız. Böyle planlı olaya karşı yapabileceğin tek şey, polisle karşı karşıya gelmek. Bunu hiç kimse hiç kimseden beklemesin. Gerekli suç duyurularında bulunduk. Görevini ihmal edenlerle ilgili de kesinlikle. Hiçbir şey bilmeyerek bir yargıya varılması hiç doğru değil. Neden bu olaylar, orada insanlar çoğunluktayken yapılmıyor, sebebi belli. Polise rağmen gelinir mi? Bir yere 200 polis var, girileceğine dair yüksek derecede almamışsanız cesaret eder misiniz böyle bir şeye. Seçim öncesi Ali Koç'un veya seçime girecek kimsenin şöyle bir sahneyle karşılaşabileceğini göze almayı düşünür müsünüz? Polisler durduruyor, ittiriliyor, giremiyorlar. Bu başarısızlığı yaşamak, bu riski alır mı? Kesinlikle bence almaz. Önceden bu işin garantisi mi alındı? Sizi koruması gereken polis, acaba öyle mi? Aydınlatılması gereken şeyler. Galatasaraylı olarak değil her vatandaşın sorması gereken şeyler."

"O SAATTE NİYE GELİYOR?"
Devletin üst kademesinden bir cevap yok mu?

Dursun Özbek: "Biz görevliler onu yaptı, bunu yaptı demekten ziyade kameraların incelediğimizdeki görüntüyü ortaya koyuyoruz. Şöyle söyleyeyim, büyük bir kalabalık vardı, stadyuma giriş çıkışlar zorluydu. Bizim bir nizamiyemiz var, stadyuma girerken, görevliler var, kapıya geldiğiniz zaman sorarlar, niye geldiniz diye sorarlar. Nizamiyeye, şimdi normalde, nizamiyedeki görevli normalde Ali Bey'e soruyor 'Niye geldin kardeşim?' Orada kapıyı açtıran tek bir güç olabilir, polis. 'Aç kapıyı girsin' Bizim ifade etmek istediğimiz bu. Böyle bir sahne varken, yahu Allah aşkına, kimse aklımızla alay etmesin, Galatasaray Stadı öyle her önüne gelenin girebileceği bir yer değil. Yeterli derecede güvenlik var. Her kapıya girişte biri size sorar, irtibatlaşır, falanca geldi, gelsin mi diye sorar, böyle bir sistem var. Eğer Ali Koç beni ziyarete geldiyse bana telefonla ulaşır, kabul ediyor musunuz, evet dersem nizamiye bariyeri kaldırır, girer. İkinci bir güç var, orada polisler de var nizamiyede maç esnasında. Onların bariyeri açın, güvenlik bariyeri açar. Ben şimdi soruyorum, ne bana bir telefon geldi, ne bir görevliye, hiç kimseyi aramadılar. Peki bariyerleri kim açtırdı? Gecenin saat 22.30-23.00'ü olmuş, store kapalı, maç bitmiş, kafileler gitmiş. Kim açtırdı? Açtırdı oraya kadar geldi, kapı var orada ya. Kapıda da bizim güvenliğimiz bekliyor, görevlilerimiz var. İçeri girmeye çalışın bak, kaç kişi soruyor. Kim dedi Ali Bey geldi açın diye, ben mi dedim, ben mi dedim. O saatte o grubun gelmesindeki maksat ne, sen polissin, maksat ne! Şu kadarını bilemiyor musun, bu saatte buraya gelindiğinde burada normal şeyler olmaz. Stadyumda kimse kalmamış. Burada normal şeyler olmaz. Aynı gece vakti, saat diyelim ki 12'de birisi bir dükkanın kepenk kilidiyle oynuyor, polis geiyor, polis sormamız mı nesin diye."

Erden Timur: "Burada getiren ve eşlik eden, sormayı bırakalım."

Dursun Özbek: "Sorsan vallahi öyle olmadı, kendisinde oldu diyecek."

Dursun Özbek: "Stadyumun bir nizamiyesi var, giriş yapamazsınız, ancak ilgilisine arayıp müsaade edildikten sonra girersin. O da yetmez. Kapıdaki görevliler var, nereye gidiyorsun diye sorar. Bu sorulmayan tek kişi, ben ve yönetim kurulu arkadaşlarım. Bizi gördükleri zaman nizamiye otomatik kapanıyor. Tek biziz. Eşim gelince bile haber veriyorlar, telefon ediyorlar. E ne oldu? Ne oldu şimdi? İş hesap vermeye gelince olaylar oldu, şimdi hesap sorulacak. Suç duyurularını yaptık. Ne diyecekler? Ne diyecekler merak ediyorum."

Dursun Özbek: "Devlet seni oraya bu stadyumun korunması için tamamen dağılana kadar, bizler de çıkana kadar, hoca, yönetim kurulu çıkana kadar orada bekliyorlar. Ben çıkarken, önemli maçlarda, spor polisi bana escort ediyor. Karşı tarafın taraftarıyla bir araya geliriz diye. Onlara teşekkür ediyorum. Buradaki olay, akıllara ziyan bir olay akıllara ziyan."
"Bu Erden Timur düşmanlığı nereden geliyor?"

Erden Timur: "Anlamış değilim inanın."

Dursun Özbek: "Şuradan geliyor, o kadar başarılı iki sene geçirdik ki Erden Kardeşimle beraber, birçok manada. Sadece sportif manada değil. Galatasaray'ın finansal yapıyla, işlerle, inşaatlarla ilgili o kadar başarılı, o kadar faydalı işler yaptık ki Galatasaray'a. Kıskançlık bir, onların fıtratında olan karşı tarafı fitneyle dağıtmak iki, ben bana göre Erden'in ne cevap vereceğini bilmiyorum. Olayın esası budur. Galatasaray'ın gelişiminden, finansal yapısından endişeleri var. Endişeleri var. Bunu sadece biz söylemiyoruz. İlgili banka kuruluşlarına gidin, onlara sorun. Onlara da diyorlar yüzlerine karşı. Galatasaray çok iyi yönetiliyor. Fitneyi araya sokup birlikteliği dağıtmak için."

"TEHDİT, HAKARET! NELER YAPILDI!"
"10 DEFA TERÖRİST DENİRKEN..."

Erden Timur: "Düşününce bir mana bulamıyorum. Çünkü gerçekten hepimizin hatası oluyor. İnsan hatasız olması mümkün değil. Camiaların gerilmemesiyle gerçekten çok çaba sarf ediyoruz. 2 sene önce söylediğim bir şey sürekli konuşuluyor, söyleten de burada. Onu da anlatmaya çalışıyorum. İnsan söyleyecek, 15-20 defa özür dileyecek, söylediğinin hükmü kalmazdı. Caydırıcılığı da kalmaz. Ondan sonra da hiçbir şey yapmadım gerginliği artırmak için. Karşı tarafı tehdit, hakaret edecek. 20'den fazla kez hakaret edildi. Başkanım ve yönetim kurulundaki abilerim de şahittir, birisi birisine bir şey yaparsa hesabını veremeyiz. İki tane 18 yaşındaki çocuk birbirini bıçaklasa, bundan haberimiz olur mu, olmaz. Biz bir açıklama yaparsak risk artmıyor mu? Vicdanen kesin sorumlusun. O hassasiyeti gösteriyorsun. Benim Galatasaray'da görevim var, Galatasaray'ı savunacağım. Hem öyle diyorlar hem böyle, yok arkadaşım öyle değil. 2 sene önceki laftan sonra hiçbir hakaret şey etmedim. Cezayı diyorlar. Benim söylediğim her şey hukuka uygun. Görüyoruz ki zaten mesele o. Maalesef çok büyük hoyratlık var. Toplumsal birlikteliğe çok büyük bir şey var. Basının fikri takibi yok. Fikri takibi olsa da söylemesi gerekenleri söyleyemiyor. Ondan sonra böyle bir kamuoyu oluşturuyor bu işi bölmek için. Bunun sebebi birlikteliğimizi zedelemek de başarılarımız da olur. Onu beceremez kimse, net söyleyeyim. İnanın içinde bulunduğu durumdan da kaynaklı. 10 yıldır yaşanılan durumun reaksiyonu. Nedir bilemiyorum, bilsem çözmeye çalışırım. Bana edilmesinden dolayı hiçbir şeyim yok. İdealist insanlar cesur olur, her zaman. Neler neler yaptılar, basının önündekileri biliyorsunuz, olmayan neler neler yapıldı. Hiçbirisi sorun değil. Galatasaray'daki vazifemi yapmak zorundayım. Zaman zaman hata da olur. İnsanın ağzından bir şey çıkar, düzeltmeye çalışır. Ana iklimi bu yönde tutmaya gayret ediyoruz, eğrisiyle doğrusuyla, insanları bölmemeye gayret ediyoruz. Size 10 defa terörist denirken 1 tane... Nabzı düşürmek için sizin de bir şeyler demeniz gerekiyor. Diğer türlü bu tarafın nabzını da düşüremezsiniz. Bunların hepsinin amacı, farklı da konuşabilirdik, yine toplumsal şeyle. Böyle davrandıkça, o yüzden hep diyorum, hak ettiğimiz şeye sonunda varacağız. Galatasaray camiası, Dursun Başkan, yönetim kurulu, ben de şahsen Galatasaraylı kimliğiyle konuşayım, duruşumuzla gurur duyuyorum. Hatası sevabı... Çıkarcılık, ne işe yarıyor popülizm, manipülasyon, konsolide etme, şunu etme bunu etme. Her manada zarar veriyor. Ne eleştiri alırsak alalım bu duruşumuzdan gurur duyuyorum."

"AİLENİZLE İLGİLİ ENDİŞENİZ VAR MI?"

"Size ait olmayan ses kayıtları çıktı, açıkça tehdit edildiniz. Şirketinizle, sizle alakalı bir çok iddia ortaya atıldı."

Erden Timur: "İftira."

"İddia diyelim. Ailenizle ilgili bir endişeniz var mı? Bu yaşananlar devam edip etmeme kararınızı nasıl etkileyecek?"

Erden Timur: "Şunu söyleyeyim. Birincisi, en son zaten bir şey yapmak, mesaj vermek istiyorum bu vesileyle. Bu yapılanların hepsi, önce bu olaylarla ilgili değerlendirme yaptık, vahim konularla ilgili. Biliyoruz ki bunun asıl şeylerinden birisi, bir tanesi Fenerbahçe seçim siyaseti, bir de şampiyonluk. Bu seneye ne demiştik, dayanışma ve konsantrasyon yılı. Dayanışma bu zamanda olur, konsantrasyon bu zamanda gerekir. Başından beri, böyle şeyler olabileceğini, bu kadar değil ama bildiğimiz için, süreç içerisinde farklı farklı şeyler yapıldı. Esas dayanışma zor günde yapılır. Konya maçına kadar süreçte Galatasaray camiasının göstereceği dirayete, birlikteliğe şahit olacak. Finalleri oynamayı en iyi bilen takımız. Mayıs, Galatasaray'ın yıl başıdır, bunu herkese bir defa daha göstereceğiz. Kararlılığımızı, doğru yaptığımıza olan inancımızdan alıyoruz. Mücadele gücümüzü, idealist bakış açımızdan alıyoruz. Her seferinde hatasıyla sevabıyla dememin sebebi, doğru yapma gayreti, gayretimiz hep bu. Biz devletimizin polisiyle karşı karşıya mı gelelim. Ne kadar eleştirileceksek de hukuku da, memleketimizdeki en önemli şeydir, hepimiz devletimizin yanında oluruz. Bu kararlılığımızın en büyük sebebi biz iyiyi, doğruyu istiyoruz. Şampiyonluk da bu şekilde gelecek. Herkes müsterih olsun."

Editör: Arda Erden