Futbol

Edgar Allan Poe'ya Göre ''Futbol Bir Satrançtır" Yalanı

Spor yorumcularının diline yapışan "satranç maçı" tabiri/benzetmesi gerçekten bir zeka göstergesini mi temsil ediyor?

Abone Ol

Günümüzdeki futbol analizlerinde, karmaşık taktik varyasyonlar ve set hücumları genellikle "satranç" benzetmesiyle yüceltilir. Fakat Edebiyatçı yazar Edgar Allan Poe'ya göre satranç, abartılmış ve ezbere dayanmış bir dikkat testinden ibarettir.

Peki, Poe'nun yüzyıllar önce kaleme aldığı bu "zeka yanılgısı" argümanı, modern sporun dinamiklerini nasıl açıklıyor?

Derinlik Yanılgısı

Poe, satrançtaki sayısız taş hareketinin ve karmaşanın "derinlik" sanıldığını, oysa on oyundan dokuzunu zeki olanların değil, kafası derli toplu işleyenlerin kazandığını söyler.

Bugün yeşil sahalarda izlediğimiz o aşırı katı, milimetrik pas oyunlarına dayalı karmaşık sistemler tam olarak Poe'nun satrancıdır.

Sistemin işlemesi için 11 oyuncunun da 90 dakika boyunca kusursuz bir dikkat seviyesinde kalması gerekir. Zincirin bir halkası koptuğunda, sistem çöker. Bu, rakibi zekayla alt etmekten ziyade, hatasız bir makine olmaya çalışmaktır.

Seyirci taktiksel karmaşayı bir futbol aklı (derinlik) sanır, oysa bu sadece kusursuz bir ezber ve dikkat meselesidir.

Sadelik, Zeka Gerektirir

Satrancın gösterişli karmaşasına karşın dama, Poe'ya göre düşünce gücünün en yüksek katmanlarını kullanır. Hareketler tek çeşittir, dikkatsizlik riski azdır ve kazanan taraf tamamen kendi "saf becerisiyle" öne çıkmak zorunda kalır.

Bunu spora uyarladığımızda, damanın karşılığı; kağıt üzerinde daha mütevazı bütçelerle kurulan ama sahada ne yaptığını çok iyi bilen dirençli takımlardır.

Özellikle ligimizde taktiksel esnekliğiyle büyük takımlara kök söktüren Anadolu kulüplerinin pragmatik oyun yapıları buna en güzel örnektir.

  • Hamle Sadeliği: Karmaşık set oyunları yerine, sağlam bir alan savunması ve hızlı geçiş hücumu gibi tek tip ama kusursuz işleyen planlar uygularlar.

  • Empati ve Psikolojik Tuzak: Poe, damada kazanmak için kalıplaşmış hamlelerin yetmediğini, rakibin zihnine girmek gerektiğini söyler. Futbolda da topu rakibe bırakıp onu hata yapmaya zorlamak, rakibin kazanma hırsını (veya paniğini) ona karşı bir silaha dönüştürmek tam bir dama ustası zekasıdır.

Briç Masası

Poe, nihai zeka göstergesi olarak briç masasını işaret eder. Çünkü satranç masasında taşların duygusu yoktur ama briç masasında insan faktörü devreye girer.

"En iyi satranç oyuncusu, sadece iyi bir satranç oyuncusudur. O kadar.''

Ancak briçteki ustalık; akılların çarpıştığı, insanlara kapalı bilgi kaynaklarını kavrayabilen bir zeka göstergesidir.

Sporda elit seviyeyi belirleyen şey de işte bu "briç" yeteneğidir. Taktik tahtasında dünyanın en iyi dizilişini (satrancını) yapabilirsiniz. Ancak 25 farklı egoya sahip futbolcuyu aynı hedefe inandırmak, maç içindeki kaos anlarında oyuncunun gözündeki korkuyu okumak ve rakip hocanın zihinsel zaaflarını sezebilmek sadece bir briç ustasının işidir.

Modern sporda taktiksel analizler (satranç) işin sadece vitrinidir.

Şampiyonlukları ve unutulmaz zaferleri getiren şey; sahadaki sadeliği rakibe bir tuzak olarak kurabilme becerisi (dama) ve soyunma odasındaki o devasa insan psikolojisini (briç) yönetebilme dehasıdır.


Not: Kitap okurken Allan Poe'nin satranç eleştirisine denk geldim ve ardından bunu sporla bağdaştırmak istedim. Yazıyı hazırladıktan hemen sonra ise Google'da ufak bir araştırma yaptım ve Mehmet Demirkol'un 28 Nisan 2008'de Milliyet için kaleme aldığı yazıya denk geldim.

"Futbol satranç gibidir, ama değildir dostlar. Değişkenleri çok fazla olduğundan çok daha karmaşıktır. Çünkü futbolda piyonların bile beyni var.''

Yeni nesil spor içerikleri ve özel haberler için Spor Depor ana sayfasını ziyaret edebilirsiniz.